İSLAM ALEMİ NEDEN GELİŞMEDİ?

İslam alemi ilk dört asır hariç, bu döneme ”İslamın altın çağı” diyoruz, buna Fatih ve Kanuni dönemleri de hariç tutarsak, son onbir asırda, Kur’an’dan uzaklaşarak, fırkalara ayrılmak suretiyle birbiriyle son derece çelişen ictihatlardan oluşan fikirleri, büyük çoğunluğu gereksiz teferruatların, ucu bucağı olmayan, ciltler dolusu kaynakların oluşmasına sebep olarak, dinin değişmez kuralları olarak kabul edip, bunların gereksiz tartışmalarıyla geçirilen boş vakitler, islam dünyasında düşünmeyen, üretmeyen bir insan profilini doğurmuştur.

Bu şablon fikirleri asırlarca kopyalayıp aktarmak suretiyle kendini güncelleyememiş, gelişememiş, bilim ve teknoloji üretememiş, batıya muhtaç kalmış iki milyara yakın müslüman ,dinin tek kaynağı Kur’an’ı anlamadan okuyup mezarlıklara terketmek suretiyle, ölülere okunan bir kitap konumuna getirmiştir.

İslam alemi Allah’a verdiği sözü yerine getirmediği için O’nun gazabına uğrayıp ağır bir bedelle cezalandırılmıştır.

Müslümanlar, Kur’an merkezli birleşmek suretiyle, dinin nass’larını sadece Kur’an üzerinde benimseyip, geleneksel Islamın tüm hurafelerini söküp atmak suretiyle, Kur’an üzerinde dirililerek İslamı altın çağına geri döndürüp, dünyanın lokomotifi olma görevini tekrar üstlenerek dünya barışı ve adaletini temin etmelidir.

Allah bunu müslümanlardan beklemektedir.

Reklamlar

KUR’AN PROVOKATÖRLÜĞÜ

Allah Rasulü’nün, ayetleri tebliğ ettiği zamanlarda, onun Kur’an’a çağırışını provoke edenler, tahrik edenler, bozgunculuk çıkaranlar,ayak direyenler aklımıza geldiğinde, bugün de aynısının yaşandığını görüyoruz.

Kur’an’a çağıran insanların paylaşımlarını provoke edip bozgunculuk çıkaranlar,tahrik edenler, ayak direyenler, o zamanların bu güne bir uzantısı, bir muadili, aynısının tıpkısıdır!

KUR’AN MEALLERİ NİMETTİR

Kur’an mealleri düşünmek içindir.Kur’an tefsirleri, başkaları tarafından düşünülmüş hazırlanmış şablon düşüncelerdir.

Bunları olduğu gibi alıp beyne doldurmak hazırcılık, kopyacılık, ezberciliktir.

Akıl ve düşünsel bilinç en büyük rızıktır!

KUR’AN’A ÇAĞIRMAK FİTNE Mİ?

Ne garip değil mi ? Azgınlığın zirve yaptığı bir dönemde, yüksek ahlak sahibi Mekke’li yetim, Muhammed (A.S) elçi tayin edilmiş, tüm kontrolü yaratıcının mutlak iradesiyle gerçekleşen 23 yıllık bir süreçte, ince hesaplarla yavaş yavaş indirilen ayetlerin tamamlanmasıyla eski bir dönem kapanıp , insanlığa yeni bir format atılıp yeni bir döneme girilmiş, bu zaman zarfında çekilen işkenceler, yanan canlar, verilen şehitler, hepsi Kur’an için

Günümüze baktığımızda, nereden nereye geldik, neden fırkalara ayrıldık? Fırkalar bize ne verdi? İnsanlığı birleştirme misyonu verilen Kur’an’a, onu anlamak için neden farklı farklı fırkalara ayrıldık?

Bu bir fitne mi?

Batının kafir zihniyeti bu fitneyi keşfetmiş, kendi halkının huzur ve refahı için, kardeşlerimizi varil bombalarıyla, misket bombalarıyla paramparça etmiş, hatta bizi kendi kendimize kırdırmıştır.

Biz neden uyuyoruz asıl sıkıntı burada, kardeşlerimizin bebekleri cansız vücutlarıyla sahile vururken neler hissediyoruz? Dergahlara kapanıp nefsimizi mi terbiye ediyoruz, sakalımızı düzeltirken dört parmak mesafesine ne kadar dikkat ediyoruz? bıyıklarımızı kısaltırken dudağımızın üzerine taşmamasına ne kadar özen gösteriyoruz, yemek yerken sağ elimizle mi yiyoruz, misvak kullanıyor muyuz, kaç kertenkeleyi bir vuruşta öldürüp yüz’er şehid sevabı kazandık?

Fitnenin ne olduğu gün gibi ortadayken, müminlerin birlik beraberliğine darbe vurup parçalanmasına yol açan, yaratıcımızın adeta gözümüzün içine kadar soktuğu fırkalara ayrılmayın ikazının yer aldığı ayetlere rağmen, Allah’a rağmen, neden fırkacılığa sahip çıkıp birbirimizi yiyoruz? Neden fırkalarımızı gruplarımızı yarıştırıp, asıl dosdoğru yol bizim fırkamız diyoruz?

Neden ; Kur’an’da toplanalım, bir olalım diyenleri, Kur’an’a çağıranları fitnecilikle suçluyoruz?

Hangi fitne, kime göre fitne, neye göre fitne?

Neden?
Neden?

KUR’AN’DA DÜŞÜNMEKLE İLGİLİ AYETLER

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla ;

2. Bakara / Ayet 219: …İşte böylece Allah, size ayetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.

2. Bakara / Ayet 231: …Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün…

2. Bakara / Ayet 242: İşte akıllarınız ersin diye, Allah size ayetlerini böylece açıklıyor.

2. Bakara / Ayet 266: …İşte Allah, ayetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüz.

2. Bakara / Ayet 269: Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.

3. Ali imran / Ayet 7: …Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.

3. Ali imran / Ayet 65: …Siz hiç düşünmüyor musunuz?

3. Ali imran / Ayet 103: …Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün…

3. Ali imran / Ayet 118: …Düşünürseniz, biz size ayetleri açıkladık.

3. Ali imran / Ayet 191: Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler…

4. Nisa / Ayet 82: Onlar hala Kuran’ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı?

6. Enam / Ayet 50: De ki: ‘‘Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?’’

6. Enam / Ayet 80: …Hiç düşünmez misiniz?

6. Enam / Ayet 151: …Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.

6. Enam / Ayet 152: …Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir.

7. Araf / Ayet 26: …İşte bunlar, Allah’ın ayetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.

7. Araf / Ayet 57: …Gerekir ki düşünür, ibret alırsınız.

7. Araf / Ayet 130: …düşünüp ibret alsınlar.

7. Araf / Ayet 176: …Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.

8. Enfal / Ayet 22: Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.

10. Yunus / Ayet 3: …Hala düşünüp ibret almayacak mısınız?

10. Yunus / Ayet 24: …Düşünen bir kavim için ayetlerimizi işte böyle açıklarız.

10. Yunus / Ayet 100: Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler.

11. Hud / Ayet 24: Bu iki ayrı grubun meseli, kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Bunlar hiç eşit olabilirler mi? Hala düşünmeyecek misiniz?

11. Hud / Ayet 30: …Siz hiç düşünmez misiniz?

11. Hud / Ayet 114: …Bu ise, düşünebilenlere bir öğüttür.

13. Rad / Ayet 3: …Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır.

13. Rad / Ayet 19: Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse, kör olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler.

14. İbrahim / Ayet 52: Bu Kuran, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir.

15. Hicr / Ayet 75: Gerçekten bunda, düşünen keskin anlayışlılar için ibretler vardır.

16. Nahl / Ayet 11: …Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.

16. Nahl / Ayet 17: …Artık siz düşünmez misiniz?

16. Nahl / Ayet 44: …Sana da Kuran’ı indirdik ki, insanlara vahiy edileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.

16. Nahl / Ayet 69: …Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır.

20. Taha / Ayet 99: …Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitap) verdik.

21. Enbiya / Ayet 10: Hala akıllanmayacak mısınız?

23. Müminun / Ayet 68: Onlar bu sözü (Kuran’ı) hiç düşünmediler mi?…

23. Müminun / Ayet 85: …”Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?” de.

24. Nur / Ayet 1: …Belki düşünüp öğüt alırsınız diye onda açık açık ayetler indirdik.

24. Nur / Ayet 27: …Herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.

24. Nur / Ayet 61: …İşte Allah düşünüp anlayasınız diye size ayetlerini böyle açıklar.

27. Neml / Ayet 33: …Düşünsenize!

28. Kasas / Ayet 43: Andolsun ki biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa’ya olur ki düşünür, öğüt alırlar diye, insanlar için apaçık deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitap’ı (Tevrat’ı) vermişizdir.

28. Kasas / Ayet 46: …ola ki onlar düşünüp öğüt alırlar.

28. Kasas / Ayet 51: …Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca ulaştırdık.

29. Ankebut / Ayet 43: İşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.

29. Ankebut / Ayet 63: …Fakat çokları akıllarını kullanmazlar.

30. Rum / Ayet 21: …Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.

30. Rum / Ayet 28: …İşte biz, düşünecek bir kavim için ayetleri böyle açıklıyoruz.

32. Secde / Ayet 4: …Artık düşünmeyecek misiniz?

35. Fatır / Ayet 37: Onlar, orada şöyle feryat ederler: “Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapa geldiklerimizden başka Salih bir amel yapalım.” (Onlara): “Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur.” (denir).

36. Yasin / Ayet 62: …Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?

36. Yasin / Ayet 68: …Hala akıllanmayacaklar mı?

37. Saffat / Ayet 13: Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar.

37. Saffat / Ayet 137-138: …Hala akıl edip düşünmez misiniz?

37. Saffat / Ayet 155: Hiç düşünmüyor musunuz?

38. Sad / Ayet 29: Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun ayetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.

39. Zümer / Ayet 9: De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar.

39. Zümer / Ayet 21: …Elbette bunda temiz akıllılar için bir ihtar vardır.

39. Zümer / Ayet 27: Yemin ederim ki, bu Kuran’da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler.

39. Zümer / Ayet 42: …Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.

40. Mümin / Ayet 13: Size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O’dur. Fakat onları ancak gönül verip düşünenler anlar.

40. Mümin / Ayet 58: Kör ile gören bir olmaz, iman edip Salih ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!

44. Duhan / Ayet 13: Onlar için bunu düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.

45. Casiye / Ayet 13: …Şüphesiz bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır.

45. Casiye / Ayet 23: Hala düşünmez misiniz?

47. Muhammed / Ayet 24: Onlar Kuran’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var?

51. Zariyat / Ayet 49: …Umulur ki, iyice düşünürsünüz.

52. Tur / Ayet 36: …onlar düşünüp hakikati anlamazlar.

56. Vakıa / Ayet 62: …Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

59. Haşr / Ayet 2: …Ey akıl sahipleri! İbret alın.

59. Haşr / Ayet 21: Biz bu Kuran’ı bir dağa indirseydik, Allah’ın korkusundan onu baş eğmiş, parça, parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.

67. Mülk / Ayet 10: Ve derler ki: “Eğer biz dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!”

69. Hakka / Ayet 40-41-42: Kuşkusuz Kuran, şerefli bir peygamberin (Allah’tan) getirdiği sözdür. O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz. Bir kahin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz!

74. Müddessir / Ayet 54-55: Hayır, hayır, O kuran kuşkusuz bir öğüttür. Dileyen onu düşünür.

KUR’AN ÜZERİNDE YENİDEN DİRİLİŞ

 

Geleneksel din anlayışı; mezhepcilik,tarikatcılık,cemaatcilik,fırkacılık, İslam alemini, perişan ve zelil hale getirip dibe vurdurmuştur.

İslam alemi Allah’a verdiği sözü yerine getirmediği için O’nun gazabına uğrayıp ağır bir bedelle cezalandırılmıştır.

Müslümanlar, Kur’an merkezli birleşmek suretiyle, dinin hükümlerini sadece Kur’an üzerinde benimseyip, geleneksel Islamın tüm hurafelerini söküp atarak, Kur’an üzerinde dirilip, İslamı altın çağına geri döndürüp, dünyanın lokomotifi olma görevini tekrar üstlenerek dünya barışı ve adaletini temin etmelidir.Allah bunu müslümanlardan beklemektedir.

İSLAMIN ALTIN ÇAĞI VE GÜNÜMÜZE UZANIŞI

İslamın altın çağında, bilim dünyasına yön veren müslüman bilimadalarının, dünyada ses getiren buluşlarının ardından yazılmaya başlanan hadisler, yavaş yavaş Kur’an’ın terkedilip, dini dogmaları, birkaç kişinin kaleme aldığı rivayetlerle, hadis eksenli ictihatlarla şekillenen, abartıda sınır tanımayan, küçük teferrüatlara bile hayli zaman harcanıp, mesela ”güneşte ısınan suyla abdest alınırmı”nın uzun tartışmaları gibi örneği belkide binlerce olan, geçirilen gereksiz vakitlerle bilim dünyasından geri kalınıp aynı zamanda, bir kaç kişinin kaleme aldığı onbinlerce rivayet, müslümanları paramparça ederek onlarca, belkide daha da fazla gruplara ayırmıştır.

12 asırlık bu süreçte , saltanat devletlerinin siyasi emelleri doğrultusunda, bazı Kur’an talebelerini, başta ”Ebu Hanife” olmak üzere eylemleri, müslümanları sadece Kur’an’a çağırmak suretiyle yaptıkları fikir argümanlarına tahammül edemeyenler, onlarca mütefekkiri şehit etmiştir.

Bunlara mukabil olarak Kur’an , değişik tecvid teknikleriyle nakışlanıp, farklı okuma makamlarıyla, adeta bir sanata dönüştürülüp, yanık sesli hafızlar eşliğinde mezarlıklarda, kandil gecelerinde, düğün ve sünnet merasimlerinde anlamadan okumak ve dinlemek suretiyle kendinden geçen müslüman kitleleri oluşturmuştur.Biri, “Hadislerin Kur’ana ihtiyaç duymasından daha çok, Kur’an hadislere ihtiyaç duyar” diyen, bir başkası da “Buhari çökerse İslam çöker, Müslim çökerse İslam çöker” demek suretiyle dinin tek sahibine farkında olmadan kafa tutan ,sırtına ciltler dolusu kitap yükleyen, ama içi boş olan alimler bile yetişmiştir.

Mezheplerin uzantıları olarak, yeniden bölünmelerle birlikte, tarikatlar ve cemaatların da oluşmasıyla, müslümanlar daha da bölünüp, hurafelerin de buna mükabil artarak çoğalıp, müslümanların farkında olmayarak içine düştükleri ”şirk’ ortamları da oluşmaya başlamıştır.

Şirkten konu açılınca sadece hurafeci müslümanları konuşup diğer ”şirk” argümanlarının üzerini kapayıp görmezden gelerek, bir tarafı eleştirip diğer tarafa şirin görünmek gibi bir ikiyüzlülüğe sahip olmadığımızdan, beğenilmeyi ve korkuyu sadece Allah katında gördüğümüzden, niyetimizin sadece ”İlahi rıza” olduğunu ifade etmek isteriz.

Cumhuriyetten günümüze uzanan, sonu ”izm” lerle biten ideolojilerin bıraktığı hasarların hatıraları olarak geçmişte yaşanan, Kur’an’a ve İslama yönelik saldırıların resmi belgelerle delilli olanlarından sadece bir kaçını konuşmak gerekirse, ezanın türkçe okutulmasından başlayabiliriz.Ezanın türkçe okutulması toplumu germeye ve bölmeye çalışmaktan başka hiçbir işe yaramadığı, ilk yıllarında belli olmuştur.Bunun akabinde, Kur’an ve mescit düşmanlığıyla zalimleşip, Bakara suresi 114. ayetin muhatabı olan yöneticiler, Allah’ın gazabına uğrayanlar zümresine de dahil olmuştur.

Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve mescitlerin harap olmasına çalışandan daha zâlim kim vardır? Aslında bunların mescitlere korkarak girmeleri gerekir. Bunlar için dünyada rezillik, âhirette de büyük azap vardır.( Bakara: 114)

Dikili taşlara insan şekli verilip resmi kurumların önüne dikmek suretiyle ”şirk”in başka bir boyutuna da kapı aralanıp ”Olmasaydın olmazdık” gibi son derece küstahça ve şirk dolu sözler, gazete reklamlarına bile konu olmuştur.Eğer hayatımızı viahiyle inşaa etmek istiyorsak, saf ve duru bir mümin olmak için Kur’an’ın reddettiği tüm gelenekleri, ivedilikle reddetmenin yegane çözümü Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktır…

Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız, ayrılığa düşmeyiniz, Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız; hani birbirinize düşmandınız da, O kalplerinizi kaynaştırdı ve O’nun lütfu ile kardeş oldunuz. Ateşli bir çukurun kenarındayken, ondan sizi O kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız. (Ali İmran :103)