KUR’AN’IN TELİF HAKKI VAR MI?

Dünya üzerinde ne kadar eser varsa tamamının telif hakkı vardır.Eserlerin en hayırlısı Alemlerin Rabbi’nin eseri Kur’an’ın da telif hakkı vardır.

Kur’an’ı, hatim indirmek suretiyle kopyalayıp satmak, Kur’an ayetlerini kullanarak dua kitapçıkları oluşturup çoğaltıp satmak, korsan yayıncılığa girer, Kur’an’ı ölülere okumak da telif hakkını gaspetmek olup korsanca bir davranştır.

Kur’an’ın telif hakkını ödemek; O’nu anlayarak yavaş yavaş okuyup derin derin düşünmek suretiyle, onun mucizevi ayetleriyle toplumsal yaşam alanlarını iyilik ve güzellik üzerinde şekillendirip, yaşam tarzını vahiyle inşaa etmektir.

Allah’ın âyetlerini az bir değere sattılar da, böylece insanları Allah yolundan engellediler. Onların yaptıkları gerçekten ne kötüdür!
Bir mümine karşı ne and ne de antlaşma gözetirler. İşte saldırganlar onlardır.
Tövbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, anlayacak bir topluluğa âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.(Tevbe suresi:9-10-11)

Reklamlar

SOSYAL MEDYA VE ”SANAL MÜCAHİDLİK”

Sosyal medyada; İnternetin sanal ortamından aldıkları cesaret ve dokunulmazlıkla, ellerindeki klavyeyi özgürlükte sınır tanımayan bir serbestlikle, karşıdaki muhatabını kadın erkek demeden, son derece kaba, argo, bazen hakarete varan çirkin usluplarla, güya tartışma yaptığını zanneden insanlarla dolup taşmaktadır.

Ancak bu durumun en üzücü, en kahredici yanı ise, bahsi geçen kötü huyları olduğu gibi alıp, hatta bonus olarak, insanları tekfir etmek suretiyle, din adına, Kur’an adına konuştuğunu zanneden bazı müslümanların da bu kategoride yer almasıdır.

Çünkü Kur’an’ın insanları “Adam” ettiğini bildiğimizden, çünkü Kur’an ayetlerinin mucizevi yönlerinden bir tanesi de ayetleri anlayarak okuyup, hayatına taşıyan insanların, ruhsal ve maddesel bedenlerini terbiye edip geliştirdiğini bildiğimizden, şahit olduğumuz bu vehameti endişe, üzüntü ve esefle takip ediyoruz.

Onların, klavyede gösterdiği bu cesareti, bu yiğitliği, bu sahte kabadayı tavırlarını bu ”sanal mücahidliği”, bu ; Acaba vahyin canlı tanığı olsalardı, başta, Allah Rasulü’nün canlı kalkanı Ali B. Ebu Talib’le beraber,”Bedrin aslanları”, “Uhud’un yiğit delikanlıları”, “Hendek’in özgürlük mücahitleri”, Hayber’in “Zülfikar” ıyla beraber olup , bu cenklerde de, azılı müşriklere, sadist kafirlere de gösterebilirler miydi ? Bu da ayrı bir merak konusudur.Müslüman; Yüksek ahlakıyla müslümanlara güven, heybetli duruşuyla zalimlere korku verendir…

Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki rahmete eresiniz. (HUCURAT/10)

Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
Onların üzerinde bir zorba değilsin. (GAŞİYE/21-22)