Artık yavaş yavaş lugatımızdan ”peygamber” sözcüğünü kaldırmamız gerekmektedir. Farsça bir kelime olan PEYGAMBER, ne türkçe ne de arapçadır. Dolayısıyla Kur’an’da da geçmemektedir. Kur’an’da Nebimiz Muhammed (AS) iki farklı kavramda zikredilip, ya Nebi ya da Resul olmak suretiyle birbirinden farklı anlama gelen bu iki farklı kavram ile anılmaktadır. Mesela Resul misyonuyla sözylediği her söz Kur’an-ı Kerim’i oluşturan sure ve ayetlerin tamamıdır. Resulün hiçbir sözü dahi yoktur ki, Kuran’a kaydedilmiş olmasın. Hiçbir sözü dahi yoktur ki, Kur’an dışında kalsın.
 
Kur’anda otuzdan fazla ayette zikredilen ”Allah ve Resulüne itaat edin” ya da Resule itaati zikreden emir kalıpları Allah’a ve Resule ayrı ayrı itaati hedeflemez. Amaç sadece Allah’a itaattir. Zaten Allah’a itaat etmek için Resule itaat etmekten başka bir seçenek yoktur. Binaenaleyh, Kur’an-ı Kerim günümüzün Resulüdür.
 
Zamanın çok kısa olduğu ve çok hızlı aktığı bu imtihan dünyasında vakit varken hakikat arayışlarına girilmelidir. Bunun için olmazsa olmaz tek çözüm Allah’ın ipine yani Kuran-ı Kerim’e sımsıkı sarılmak suretiyle 2. Surenin 2. Ayetini kulaklara küpe yaparak Kur’an-ı Kerim’i rehber edinip Kur’an ile yatıp Kur’an ile kalkan, Kur’an ile haşır neşir olmak suretiyle her geçen gün Kur’an’ı daha iyi anlayabilmek için araştırıp çalışmak, emek verip çabalamak gerekmektedir.
Reklamlar