PEYGAMBERSİZ BİR DİN Mİ İCAT EDİLİYOR?

Peygamber devre dışı bırakılıp peygambersiz bir din mi icat ediliyor?

Peygambersiz bir din icat ediliyor sözlerinin bugün için ne Kur’ani, ne de akli bir karşılığı bulunmamaktadır. Kendi kendimizi daha ne kadar kandıracağız?

İster kabul edelim ister etmeyelim Allah’ın Resul’ü Muhammed’in ”nübüvvet ve risalet” hayatı, Kur’an-ı Kerim’in tamamlanmasıyla sona ermiş olup, o öldükten sonra da dinin tek temsil yetkisi sadece ve sadece Kur’an-ı Kerim’in tekeline verilmiştir. Eğer Muhammed Aleyhisselam’ın ”nübüvvet ve risalet” görevi kıyamete kadar devam etseydi, Yüce Allah Nebi/Resul’ünü kıyamete kadar zaten yaşatırdı. Kaldı ki, ”Allah’a ve Resule itaat” emirleri Allah’a ve Resul’üne ayrı ayrı itaati hedeflemeyip sadece Allah’a itaati hedeflemektedir. Zaten ”Kainatın Tek Efendisi” Yüce Allah’a itaat edebilmenin tek yolu Resule itaatten geçmez mi?

Şimdi kendimizi ashabın yerine koyalım ve düşünelim. Ortada henüz tamamlanmış bir Kur’an bulunmazken, Mekke’li Abdullah’ın kitap nedir iman nedir henüz bilmeyen yetim oğlu Muhammed Aleyhisselam’a ilk vahiyle beraber 23 yıl sürecek ”nübüvvet ve risalet” görevi verilmiş, kontrolü tamamen Allah’ın elinde olan, belli hesap ve ölçülerle kendisine indirilen ayetleri tebliğ ederken Allah’a nasıl itaat edebiliriz? Elbette Allah’tan aldığı vahyi direkt iletip tebliğ eden Resulüllah’ın, ileride Kur’an’ın ayetlerini oluşturacak vahiy kaynaklı sözlerine değil mi?

Amaç sadece bizi yaratmaya tenezzül eden Rabbimize itaat etmek olduğuna göre bugün Alemlerin Rabbi, ”Kainatın Tek Efendisi” Yüce Allah’a nasıl itaat edebiliriz? Bugün Allah’a itaat edebilmek için Kur’an ayetlerini tebliğ eden hayat sahibi bir Resul olmadığından Allah’a itaat edebilmenin imkanı ve ihtimali sadece ve sadece Kur’an-ı Kerim’e itaat etmektir.

Şimdi denilecek ki, sen hadisleri inkar mı ediyorsun? Ne münasebet, hadis rivayetlerinden gerek tarihi bilgileri, gerek toplumsal yaşamın genel ahlakıyla ilgili ; doğruluğu, dürüstlüğü, fedakarlığı, iyiliği güzelliği öğütleyen her söz örnek alınabilir ve alınmalıdır da.

Nebimiz Muhammed Aleyhisselam’ın söyleme ihtimali yüksek olan sözlerinden faydalanılabileceği gibi, tarihe geçmiş ünlü mütefekkirlerden örneğin Sokrates, Konfüçyüs, Eflatun ya da diğer anlamlı sözleri olan insanların sözleri de örnek alınmalıdır. Ancak hadis rivayetleriyle din inşaa edilip dinde haram helal gibi hükümler çıkarılıp Allah’ın saf dinine hadislerden delil getirilip din kabul edilemez. Dine Kur’an dışında bir kaynakla delil getirmek Kur’an yetmez mantığını doğrurur. Ki, o zaman da Allah kendi ayetleriyle çelişir. Bilakis;

Yüzlerce milyar galaksiyi iğne deliğinden geçirip uzaya tesbih gibi dizen, Kendisinden Başka İlah Olmayan Alemlerin Rabbi, Kainatı Tek Efendisi Yüce Allah, insanlara anlaşılmayan bir kitap indirip onların başına bela edecek kadar beceriksiz, din gününde anlaşılmadığı idda edilen bir kitaptan sorumlu tutup hesaba çekecek kadar da zalim değildir….!

Reklamlar

HUZUR İSLAMDADIR iSLAM ALEMİNDE DEĞİL !

Kelime-i şehadet getirenlerin büyük çoğunluğu, Muhammed’in Allah’ın kulu ve resulü olduğunu kabul etmez. Nasıl mı? Mesela yüzbinlerce cami minarelerinde cuma ve cenaze günlerinde okunan selaların anlamını hiç merak ettiniz mi?
 
Muhammed’in Allah’ın sevgilisi olduğunu idda eden sözlerle başlayıp, Muhammed’in arşın nuru olduğunu ifade eden cümlelerle devam eden, evvelin ve ahirin efendisinin Muhammed olduğunu idda eden şirk dolu methiyeler dizilir. Sanki Allah’ın Resulü Muhammed ölümsüz bir varlıkmış gibi, karşımızda hazır ve nazır olup bizi duyuyormuş gibi, ” Aleyke ya habiballah” yani ” selam sana ey Allah’ın sevgilisi” denilmektedir. Yahu Allah’ın sevgilisi mi olur?
 
Öte yandan, Muhammed’ın Allah’ı nuru olduğu inanışı doğrultusunda ve kainat Muhammed’in nurundan yaratıldı inancına istinaden “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” , kainat onun yüzü suyu hürmetine yaratıldı v.s gibi şirk içerikli yalan sözlerle Allah’a iftira eden hadis-i kutsilerle boğazımıza kadar şirk bataklığına gömülmüş durumdayız.
 
Şirk ve hurafe bataklığında olduğu için huzurun olmadığı İslam aleminde ”Huzur islamdadır” sözü, duvarların ve arabaların camlarını süsleyen kuru bir slogandan öteye gitmemiştir.
 
HUZUR İSLAMDADIR iSLAM ALEMİNDE DEĞİL !

Kur’an-ı Kerim’de otuz civarı ayette zikredilen ”Allah ve Resulüne itaat edin” ya da Resule itaati zikreden ayetler, Allah’a ve Resule ayrı ayrı itaati hedeflemez. Amaç sadece Allah’a itaattir. Zaten Allah’a itaat edebilmek için Resule itaat etmekten başka bir seçenek yoktur.
 
Allah ve Resulüne itaat etmekle ilgili ayetlerden malesef Allah’a ve Resulüne ayrı ayrı itaat etmek anlamı çıkarılmakta, ve buradan yola çıkılarak Kur’an’dan hadis rivayetlerine yön levhası çizilmektedir. Zaten Allah’a itaat edebilmek için kendisine Allah tarafından vahyedilen ayetleri tebliğ eden Resule itaat etmekten başka bir seçenek yoktur. Ki, amaç sadece ve sadece Allah’a itaati hedeflemektedir.
 
Günümüze gelelim. Allah’a itaat edebilmek için, korunduğu Allah tarafından taahhüt edilen tamamı vahiy kaynaklı Resul sözlerinden oluşan Kur’an’a itaat etmekten başka bir yol görünmemektedir. Zira tek amaç, sadece ve sadece Allah’a itaat etmektir
 
Yani Kur’an’da ”Allah’a ve Resule itaat” etmekle ilgili ayetleri günümüze taşıdığımızda, ortada yaşayan bir Resul olmadığından bu ayetlerin bizi götüreceği tek hedef, Allah’a ve Kur’an’a itaat etmekten başka bir şey değildir. Yani Allah’a itaat edebilmek için de Kur’an’a itaat etmekten başka bir alternatif bulunmamaktadır. Hesap kitap ortada istediğiniz kadar düşünün, dönüp dolaşacağınız yer Kur’an-ı Kerim’den başka bir kapıya çıkmayacaktır.

Allah’ın Resulü Muhammed, kontrolü Allah’ın elinde belli hesap ve ölçülerle kendisine indirilen ayetleri tebliğ ederken, sahabeler bazen Resul’le ayetler hakkında tartışmaya giriyordu.

Rabbin seni hak uğruna, öz yurdundan çıkarmıştı. Ve müminlerden bir grup tamamen isteksizdi.İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar gözleri baka baka ölüme sürülüyorlardı.(Enfal:5-6)

Ashabdan bazıları, bazen cuma salatı esnasında bile mescidi terketmek suretiyle, Nebi’yi hutbede yalnız bırakıp ticaret ve eğlenceye koşuyorlardı.

Onlar bir ticaret ve eğlence gördüklerinde hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: “Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en üstünüdür. (Cuma/11)

”Allah’a ve Resulüne itaat edin” ya da Resul’e itaati zikreden otuza yakın ayetin, Resul’le tartışıp onunla münakaşaya giren ashabı ikaz etme gayesi apaçık ortadayken, bugün o ayetlerden hadis rivayetlerine yön levhası çizilip Kur’andan uzaklaşılmaktadır.

Bu arada; “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz” rivayeti de güme gitmiş oldu.