KISA SÖZLER

Sevgi, yalniz sevgiliye mi duyulur?
 
Bence arkadaslik ve dostluk sevgisi daha gercekci, daha tahammüllü, daha kalici ve daha saglamdir. Evrenselliktir sevgi…Hiç bir insan sevgiyi degerli bir altin gibi yastik altina saklayamaz. Onun yeri sadece gonullerdedir. Şeffaf kalplerin derinliklerindedir sevgi.
 
İyi insanların yaşam stilidir sevgi. Kişinin kendini tanıyıp, kendini aşmasıdır sevgi. Bir annenin yuregindedir sevgi, onu cocuguna verebilmesi adına yaptığı fedakarlıklarla dolu bilinçaltı yatırımıdır.
 
Bir asçının parmaklarindadir sevgi, bicak ve tahta serenatı eşliğinde doğradigi sebzelerin sevgisini, kendi sevgisiyle harmanlayip yemeklerine yansitmasidir sevgi.
 
Sevgi, bahçıvanın ellerindedir ciceklere tohum saçması için.
 
Velhasıl fitratin özüdür sevgi…
Gurur; Öyle kendini beğenme, öyle büyüklenme, öyle bir kibirlenmedir ki, insanı kötülüğe sürüklemesine rağmen insanların çoğu o kötülüğe sahip olmaktan kıvanç duyarlar. Gurur; Ego zehirlenmesi ve büyüklenme arzusunu içsel tutsaklığa dönüştürdüğünden gururuna köle olmuş bir insana hiçbir gerçek işlemez.
Dünyada hiçbir bilge yoktur ki herşeyi bilmiş olsun. Bilgeler, bilmedikleri şeylerin farkındalığını bildikleri için bilgedirler ki, kendi cehaletinin farkında olmak insani bir bilgeliktir.

Kainatın Tek Efendisi Yüce Allah, Kur’an ayetlerini Resulüllah’ın kalbine indirdiği gibi, hakikate talip olmuş akıl sahiplerinin kalbine de indirmeye halen devam etmektedir. Ancak bunların, Kuran hadislere muhtaçtır, hadisler Kuran’ın açıklamasıdır inancını hakikat kabul edip, kendi kendini açıklayan bu hikmetli kitaba acziyet yükleyenlerin olmadığı da ayrı bir hakikattir…

Fikir altınsa sunum elmastır. İnsanların ne dediğinden daha çok nasıl dediğine, hitap tarzına, üslup kalitesine bakılır. Nezaket ölürse fikirler yetim kalır.

İndirilmesinin tek amacı okunup anlaşılması düşünülmesi ve yaşanılması olan Kur’an-ı Kerim’in anlamadan okunup, anlamadan tekrar rekrar başa sarılıp okunarak hatimler indirilmesinin sevap olduğu bilgisi, mucizelerle dolu bu hikmetli kitabın hiçbir yerinde yazmamaktadır. !

Kimseyi salt namazıyla, orucuyla, sakalıyla, başındaki takkesiyle ölçülendirmeyin. Ahlaki davranışları nasıl? İnsanları incitiyor mu? Yalan söylüyor mu? Gıybet ya da iftira ediyor mu? Yerlere tükürüyor mu? Kırmızı ışıkta geçiyor mu? Kendisi için istediğini başkalarına da istiyor mu? Toplumsal yardımlaşma ve dayanışma alanlarında kendisini sorumlu hissedip kendisine misyon biçiyor mu? Varlıkta ve yoklukta infak ediyor mu? Pamuk elleri cebe atıyor mu? eğer bunları yapmıyorsa zaten namazını da dosdoğru kılmıyordur. Siz onu namaz kılıyor zannedersiniz…!

Geçmişin pejmurde çiçekli yollarında kalan köhnemiş basamak taşları, geleceğe atılacak kararlı adımların çok emin basamak taşları, en sağlam pusulasıdır…!

Hadislerle din inşaa etmenin batıl bir yol olduğunu dile getirmek hadis inkarcılığı ve peygamberi devre dışı bırakma girişimi ise, Kur’an yetmez inancı da birçok Kur’an ayetini devre dışı bıraktığından Kur’an inkarcılığı olup, ayrıca Yüce Allah’a acziyet yükleyip Allah’ı beceriksiz gösterdiğinden Alllah’ı devre dışı bırakmaktır…!

Allah’ın Resulünü kağıt ve mürekekebe dönüşmüş olarak günümüze taşıyan Kur’an-ı Kerim’in anlamını merak edip, hayatı boyunca baştan sona bir kere bile anlayarak okumamış bir insanın Resulüllah hakkında fikir beyan etmeye ne hakkı olur ne de haddi!
Parça parça bölünüp fırkalara ayrılarak günümüze tek parça halinde gelemeyen 15 asırlık İslam aleminin din anlayışında bugün geldiği nokta malesef, makaslanıp eksiltilerek çarpıtılan Haşr 7. Ayetinin çarpıtılmış hali “Peygamber size neyi verirse alın, neyi yasaklarsa ondan sakının” dan daha da vahimdir. Zira peygamber adına uydurulan hadislerin sözcüsü hocalar olduğundan, pratikte toplumun din üzerindeki algısı; “Hocalar size neyi verirse alın, neyi yasaklarsa ondan sakının” dır…!
Ne kadar az konuşursanız o kadar az saçmalarsınınız. Az ve bilinçli konuşmak gaf oranını minimuma düşürür. Çok konuşan bir insanın konuşma başına düşen saçmalama ortalaması da yüksek olur. Ki, dünyanın en çok saçmalayan insanları dünyanın en çok konuşan insanlarıdır…!
Yoktun, varsın, nasıl var edildin, neden var edildin? Varlığının varedilme sebebine varman için varlığını varedeni bulmalısın ki, varlığını varedilme amacı doğrultusunda güncelleyebilesin…
Özgürlük sınırlarını Kur’an ile çizmeyen, dünyanın kölesi olduğundan habersiz, özgür olduğunu zanneden gerçek bir tutsaktır…! Zira Kuran, Allah’tan başkasına köle olmamayı öğretip yaptırım uygulayan, çileyi zevke zevki çileye dönüştüren hikmetlerle dolu mucizevi bir yaşam stilidir… Velhasılkelam, “Kuran yaşamın zevkli çilesidir”
Neleri bilmediğinin farkındasızlığı; önyargı, taassup ve bağnazlığı körükleyen ana sebeptir.
Bakan göz olsa da gören kalp değil mi?
Duyan kulak olsa da işiten kalp değil mi?
Maddeden çıkan fotonları beyne ileten göz olsa da,
Havada titreşen dalgaları beyne ileten kulak olsa da,
Ne gören beyin, ne işiten beyindir.

Görmek için göze ne gerek, beyne ne gerek?
Duymak için kulağa ne gerek, beyne ne gerek?
Gören göz değil ki, beyin değil ki
Duyan kulak değil ki, beyin değil ki,
Göz de elçi, kulak ta elçi, beyin de

Kalp görüyorsa göze ne gerek?
Kalp işitiyorsa kulağa ne gerek?
Gören de gönül işiten de gönül
Gerisi zaten teferrüat…
Gülmek, Allah’ın sadece insan fıtratına yazdığı masumiyet orijinli bir sevgi ayetidir. Ancak, kalbin derinliklerinden gelen tatlı bir tebessüm ile, alaycı bakışlarla pis pis sırıtmak, melek ile şeytan arasındaki devasa fark kadardır. Biri, Allah’tan gelen sevgisel enerjinin açığa çıkmasıyla insan olabilmenin altın oran üzerinde gerçekleşen resmi belgesi, diğeri şeytandan gelen nefretsel enerjinin dışa vurumuyla zirve yapan aptallık belgesidir…

“Adam gibi adam olmak” ; Öncelikle kadın ve erkek cinsiyetinden bağımsız bir tanımlama olup, toplumsal yaşam alanlarındaki genel insan profilinin kalite değerini en üst düzeye taşımanın genel bir söylemidir…

Aslında kediler nankör değildir. Özgürlüğüne düşkün olan kedilerin, özgürlüklerinden taviz vermeyip insanlara kul olmayı red etmesi, analitik düşünmeyen insanlar tarafından nankör olarak algılanır.

Gerçekte nankör olan insanın ta kendisidir!

Yalan söylemek, iftira ya da gıybet etmek, yerlere tükürmek, yerlere çöp atmak, kırmızı ışıkta geçmek, selam verme tarzından daha öncelikli bir konudur.Hatta selam verme tarzı konu bile değil sadece gereksiz gevezeliktir…

Her an ve her türlü ölüm riskinin bulunduğu çok kısa, geçici ve zamanın çok hızlı aktığı dünya hayatında, yirmi yıl ilerisi için hayaller kurup kendini garanti altına almak isteyen insanoğlu, hakikatin ebedi yaşamına ”zar atarak” aklıyla çelişmemelidir…

“Senin ilmin nedir ki konuşuyorsun” ile “ilim şeytanda da var” ifadelerinin farklı zaman ve zeminlerde aynı ağızdan çıkmasına; çelişki, vesvese, gaflet ve dalalet denir.

Kur’an-ı Kerim’de bulunmayan hükümler haşa Kur’an- Kerim’in yetersiz olduğunun değil, dine sonradan ilave edildiğinin delilidir.

Ateizm, deizm, agnosticizm gibi düşünce akımları,tevhid eksenli orijinliği beşeri müdahalelerle bozulup, “vahiysel ruhu” çekilmek suretiyle, hakikat yörüngesinden çıkarılıp saptırılan uydurma dinin eseridir.

Tarikatları ayakta tutan sürü psikolojisi ve yalan keramet masallarıdır.

Hadisler Kur’an-ı Kerim’in tefsiridir inancı, pratiği “Kur’an gerekmez” inancının Kur’an yetmez makyajıyla sunumudur.

İnsanın ruhsal donanımının derinliklerindeki fıtrat kitabında ırkı; türk,kürt, arap ya da herhangi bir etnik kimlik değil, “insan” yazar!

Gerçek müslümanlık; Kur’an’ı anlayarak okuyup hayata taşımak suretiyle, yaşam tarzını Kur’an-ı Kerim’in anlamıyla şekillendirmekten ibarettir

İnsanlğı karanlıktan aydınlığa çıkarma amacıyla indirilen Kur’an-ı Kerim’de toplumsal yaşam kuralları iğneden ipliğe geniş geniş açıklanıp, detay detay yazılmamıştır.Alemlerin Rabbi Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’e yazmadığı kuralları haşa unuttuğundan değil, üst düzey akıl sahibi bir canlı olarak yarattığı insanın ruhsal bedenine kodlamak suretiyle fıtrat kitabına zaten yazmış olmasındandır.

Müminlerin dünyadaki en önemli dayanağı , sığınacak limanı , değerleri ve gerçekleri iki tanedir, bunlar hiçbir zaman bozulmayan , değişmeyen “Kur’an” ve “Ölüm” dür…

Dünya hayatı;
Düşünenle düşünmeyen,
Az düşünenle çok düşünen,
Düz düşünenle analitik düşünen,
Sığ düşünenle üst düzey düşünen,
Duyumsal fikirlerle düşünsel fikirlerin oluşturduğu,
Kazanma ve kaybetme derecesini bu kriterlerin belirleyeceği,
Doğru ile yanlış arasında, gerçek ile yalan arasında, iyi ile kötü arasında oynanan

Oyun Kurallarını Kur’an’ın belirlediği

”Çok kısa bir oyundur”…!

Kur’an; ayetlere tecvid nakışlamak değil, yüreklere ayetleri nakışlamaktır!

Ne mutlu insanım diyene! Ne mutlu müslümanım diyene! Ne mutlu putlarını kırıp Rabbine kul olana!

Ruhsal bedeni beslemenin dışında, daha organik, daha dengeli, daha sağlıkli bir beslenme tarzı yoktur. Ruhsal bedenin ihtiyacı; Son derece yüksek değerde mineral ve vitamin içeren yaşam gıdaları sadece hayat kitabı Kur’an’da bulunur.

Mutluluğu; güzellikte, yakışıklılıkta, beğenilmekte, şöhrette, maddesel zenginlikte, lüks ve konforlu yaşantıda arayan insan, aradığını hicbir zaman bulamayacak, sürekli hüsrana uğrayıp üzülecektir.Bu hakikatin yaşam kuralıdır…Kıyamete kadar değişmeden devam edecektir.

Ölülere ayet, dirilere rivayet okunan bozulmuş din, içi boş sırtı kitap yüklü alimlerin eseridir.

Allah Rasulü’nün sahada yaptığını kopyalayamayan, O’nun evde yaptıklarını taklit ederek sünnete uydum zanneder.

Kalpler Allah’tan başkasına yer kalmayıncaya kadar Allah ile doldurulup, Allah’tan başkasını Allah’tan ötürü sevmedikçe, Kur’an’ın anlamı üzerinde kafa yorup derin derin düşünmedikçe, tevhidsel bilince dayalı dosdoğru yol üzere yaşam inşaa etmenin imkanı yoktur! ”Allah Rasulünün örnek yaşantısı budur”.

Toplumun doğru zannedip yaşadığı geleneksel müslümanlık, yüce yaratıcının kullarına verdiği fıtratsal zenginliği, kaliteli ahlaki açılımları ortaya çıkaramıyor.

Beyinsiz kalp hurafe bataklığına, kalpsiz beyin ateizm çukuruna düşürür.

Rasulü Rasul yapan Kur’an’dır.Kur’an’dan bağımsız olarak düşünülen Allah Rasulü algısı ümmeti paramparça edip kafirlere muhtaç etmiştir!

Dünyanın en büyük sarhoşluğu, sorumsuzluğu, gaflet ve samimiyetsizlik örneği, bir müslümanın inandığı, teslim olduğu, sevdiği ve korktuğu, “müslümanım elhamdülillah” demek suretiyle ifade edip tasdiklediği yaratıcısının kendisine indirdiği mesajları merak etmemesidir.

Her alim mütefekkir değildir. Ancak her mütefekkir alimdir.

Kur’an-ı Kerim’i okuyup akletmeyen müslüman toplumları, yüce Allah’ın insanlara “model” olarak seçtiği Rasulü, insanların arasından çekip almak suretiyle ”meleğimsi” bir şekle bürüyerek göklere yükseltip, arşı alaya çıkararak insanlara; mezhepçiler imamlarını, tarikatçılar şeyhlerini, cemaatçiler üstadlarını, hoca efendilerini “model” olarak sunmuşlardır.

Alemlerin Rabbi yüce Allah, kendine gönülden eğilen başı başkasına eğdirmez.

Müslümanım elhamdülillah demek suretiyle Kur’an’a gönülden inandığını söylemek, ancak bir ömür boyu Kur’anı bilmeden yaşamak, pratikte karşılığı olmayan “bitkisel” bir hayattır!

Kalpler Allah’tan başkasına yer kalmayıncaya kadar Allah ile doldurulup, Allah’tan başkasını Allah’tan ötürü sevmedikçe, Kur’an’ın anlamı üzerinde kafa yorup derin derin düşünmedikçe, tevhidsel bilince dayalı dosdoğru yol üzere yaşam inşaa etmenin imkanı yoktur! ”Allah Rasulünün örnek yaşantısı budur”.

Ölülere ayet, dirilere rivayet okunan bozulmuş din, içi boş sırtı kitap yüklü alimlerin eseridir.

Yalan söyleme sanatı, zayıf ve korkakların sığındığı en sağlam limandır.

Kaliteli ve dosdoğru kılınan namaz, insanı kötü amaçlı yazılımlardan koruyan, ruhsal donanımı hızlandıran, insanın işletim sistemini belli aralıklarla otomatik olarak güncelleyen yazılım paketleridir.

En büyük sorumsuzluk; sorumsuzluklardan ders çıkarmayıp, sorumsuzlukta israrcı olmak suretiyle sorumsuzluk üzere yaşayıp, sorumsuzluk üzerine ölmektir.

Mutluluğu; güzellikte, yakışıklılıkta, beğenilmekte, şöhrette, maddesel zenginlikte, lüks ve konforlu yaşantıda arayan insan, aradığını hicbir zaman bulamayacak, sürekli hüsrana uğrayıp üzülecektir.Bu hakikatin yaşam kuralıdır…Kıyamete kadar değişmeden devam edecektir.

Ölüye Kur’an okumak, okyanusa yoğurt çalmak gibidir.

Aşk; Şah damarından kalbe doğru akan ılık bir sevgiyle başlayıp, kalpte coşkulu patlamalara dönüşmesiyle artan sıcak muhabbetin, organizmayı titretip hücreleri yerinden oynatan, tüyleri diken diken eden, dudaklardan kısık bir sesle, gönülden kasırga etkisiyle ” La İlahe İllallah” demek suretiyle açığan çıkan ”büyük patlama”nın minimize edilmiş halidir.

Özgürlük sınırlarını Kur’an ile çizmeyen, dünyanın kölesi olduğundan habersiz, özgür olduğunu zanneden gerçek tutsaktır.

Allah’a sevgiyle, aşkla, muhabbetle kılınan namaz, zamanında kılınan namazdır. Ateş korkusuyla kılınan namaz, televizyon dizilerinin reklam aralarına, futbol maçlarının devre aralarına sıkıştırılan namazdır.

Kur’an ; İnsana tenezzül edip onu yaratan, değer veren yüce yaratıcının onun insan gibi insan olmasını sağlayan, açık bir ifadeyle insanı adam etmek için yaratıcının kendi hazırlayıp indirdiği, bir adamlık klavuzu, bir insanlık, bir şeref prospektüsüdür…

Anneler, yaratılışa hem zihinsel, hem bedensel misafirhane olan çok özel insanlardır…

”Tesettür; Erkek ve kadının, hem ruhsal hem de maddesel bedeninin örtüsünü, akıl ve haya ile harmanlayıp, kalbine onaylatmasıdır”.

”Namaz kılmak ile “namazı dosdoğru kılma” arasındaki fark, taklit ile “tetkik ve tahkik” arasındaki fark kadardır”.

”Neleri bilmediğinin farkında olmamak, önyargıyı doğuran sebeptir”.

”Geçici mutluluklara değer vermemek, kalıcı mutluluğa giden ümitli yolun çok değerli basamak taşlarıdır”.

”En kaliteli düşünme tarzı, kalp ve beyin senkronizasyonudur”.

Birbirimizi sevmediğimiz için birbirimizi dinlemiyoruz.
Birbirimizi dinlemediğimiz için birbirimizi anlayamıyoruz.
Birbirimizi anlayamadığımız için birbirimizi yine sevmiyoruz.
Kendi eksenimizde dönüp aynı yörüngede akıp gidiyoruz. !

Dünyanın en akıllı insanları, akıllarının yönetimini aklın yaratıcısına, kainatın tasarımcısı mutlak akla teslim edenlerdir…Bunlar aynı zamanda, kendileri gibi kul olanlara kulluk etmeyen ve her biri birer patron olan dünyanın en zengin insanları olup, hakikatin milyarderleridir…

”Bilime malzeme veren, bilimin tüm gelişim evrelerini yaratan Alemlerin Rabbidir. Ancak bunlara, ateist de olsa talip olanı,aklını kullanıp çalışanı, emek vereni vesile eder. Bunlar, Allah’ın kainat yasalarıdır”.

”İnsanlar ekmek kırıntılarından daha değerlidir.İnsana duyulan saygı, ekmek kırıntısına duyulan saygıdan daha önemlidir.Örneğin; Yere tükürmemek ekmek kırıntısını yerden kaldırmaktan daha önemlidir”.

”Anne ve babalar, yaratma sanatına en yakından şahit olan, yaratılışa organik olarak vesile olan insanlardır”.

”İlk insanın ölüm uykusu süresiyle son insanın ölüm uykusu süresi aynıdır.Bunun aksi, zamansızlığı zamanla anlayabilme çabalarının yetersiz kalmasıdır”.

”Kur’an mealleri düşünmek içindir.Kur’an tefsirleri, başkaları tarafından düşünülmüş hazırlanmış şablon düşüncelerdir.Bunları olduğu gibi alıp beyne doldurmak hazırcılık, kopyacılık, ezberciliktir.Akıl ve düşünsel bilinç en büyük rızıktır”.

”Alemlerin Rabbi hiç kimseye, başkalarının imanını ölçebilme kabiliyeti, yeteneği, yetkisi ve vazifesi vermemiştir.Bunlar Allah katında gaybi bilgilerdir”.

”Kur’an; ayetlere tecvid nakışlamak değil, yüreklere ayetleri nakışlamaktır.Kur’an; Ayn’ları çatlatmak değil, beyinlerde tefekkürü patlatmaktır”

”Her sese kulak verip inanmak, akli değerlere ihanettir”.

”Mutsuz olmanın yegane sebebi ; Ruhsal bedeni aç bırakmaktır”.

”Yalan söylemek, iftira yada gıybet etmek, yerlere tükürmek, yerlere çöp atmak, kırmızı ışıkta geçmek selam verme tarzından daha öncelikli bir konudur”.

”Kur’an; Dünyanın en çok okunan kitabı olmasına rağmen,okurların ezici çoğunluğunun, özelliğini,kutsallığını bilip anlamını merak etmemesi dünyanın en ilginç gerçeğidir.Bu gerçek hergün tekrarlanmakla beraber ramazan aylarında zirve yapar”.

”Müslüman olmanın şartı kelimei şehadet getirmek değildir.Müslüman olmak; Kur’an’ın, tümünün Allah’ın kelamı olduğuna,içindeki hükümlerin kayıtsız şartsız hayatına tatbik etmesi gerektiğine inanıp ,din gününde bu hükümlere göre hesap vereceğine inanmaktır”.

İnsan organizması; İrili ufaklı, yüz trilyondan fazla galaksiye sahip, evrenin minimize edilmiş bir halidir”.

Duvarlara “Allah”,”Muhammed” lafızları yazan tablolar asılacağına, öğüt verici ayet mealleri asılsa daha hayırlıdır.

”Dünyanın, en zengin insanları, aslında yahudi tüccar/işadamları değildir.Ürünlerini Allah’a satan muttakilerdir”.

”Muhtaç olduğun kudret; damarlarında dolaşan kan’ın mimarı ve mühendisi , yüz milyarlarca galaksiyi iğne deliğinden geçiren, 7 milyar insan ve sayısı tespit edilemeyen trilyonlarca canlının damarlarında dolaşan sıvının mimarı sonsuz güç sahibinde mevcuttur”.

”İnsanın en değerli hazinesi aklıdır.Dünyanın en büyük fakirliği; Aklın yönetimini Kur’an’a vermemektir”.

”Nasıl terörün dini olmazsa,vatanseverliğin de ırkı olmaz”.

”Rab ile bağ kurmak; Ruhun doğru gıdalarla beslenmesiyle mümkündür”.

”Ne İslamın şartı beştir, ne de imanın şartı altıdır, zaten islam ile iman aynı şeydir. İslamın tek şartı vardır, o da Kur’an’a bütünüyle şeksiz şüphesiz iman edip, onun anlamıyla hemhal olmak suretiyle, ona uygun yaşam tarzı oluşturmaktır”.

”Allah’ın kitabından bahsetmeyen, Allah’ın kitabına çağırmayan, Allah’ın ayetlerini düşünmeyi öğütlemeyen,  bilakis kendine çağırmak suretiyle Allah’ın kitabından uzaklaştırandan “ALLAH DOSTU” olmaz”