İMTİHAN VE SABIR

x

Kur’anda yüce Allah’ın sıkca zikrettiği konuların başında geçen, hatta dinin anlam zemini olan insanın denenip imtihan edilmesi, bu dünyanın bir imtihan yeri olduğu, hakikatte ahiret için yaratılan insanın ilk yaşamının dünyadan start alıp başlaması inancı, her müslümanın iman profilini oluşturan ana omurgasıdır.

”Andolsun, biz sizi bir parça korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele”.( Bakara/155)

Buna rağmen Bakara suresi 155. Ayeti Allah’a geri iade eder gibi olumsuz bir dua virdi oluşturmak suretiyle, gerek toplumsal sahalarda, gerek bazı sosyal medya dini grup sayfalarında, “Ya Rabbi, bizi fakirlikle, sıkıntılarla, hastalıklarla, canlarımızla, mallarımızla imtihan etme” dualarının sıkca tekrarlanıp ,

Bu dua metinleriyle capsler hazırlanıp paylaşımların yapıldığı, bu paylaşımların altına yüzlerce “Amin”lerin alt alta ip gibi dizilmeleri, “Ya Rabbi beni bu dünyaya imtihan etmeye gönderdin, ancak ben imtihan olmak istemiyorum, fakat cennetine de talibim” demekle aynı anlama gelen, müslümanlık bilincine, kulluk misyonuna yakışmayan, Kur’ansız yaşanılan doğru bilinen yanlışlardan oluşan dinin vermiş olduğu çürümüşlüğümüzün bir örneğidir.

Her zaman imtihan halinde olduğumuzu, her türlü imtihana hazır olmamız gerektiğini, gelebilecek sıkıntılara sabretmekten başka bir çaremiz olmadığının bilinciyle, yüce Rabbimizden yardım ve sabır talep eden samimi dualarla dilekte bulunmamız gerektiğini şiar edinmemiz gerekmektedir.

”Sabrettiğiniz için selâm size. Ahiret yurdunun ödülü ne güzeldir!” derler”. (Rad/23)

Merhametlilerin en merhametlisi yüce Rabbimiz, hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemeyeceğini, Bakara suresi 286. ayetinde taahhüt etmektedir.

Ya Rabbi, imtihanımızda bize yardım etmeni, sabrımızı artırmanı senden istirham ederiz , sen bize taşıyamayacağımız yükü vermeyeceğini Bakara/ 286. ayette bildiriyorsun ,sen merhametlilerin en merhametlisisin…

Reklamlar

OKU

İlk ayetini ”oku” emriyle indiren Allah’ın, okunup derin derin düşünmeyi bekleyen 6000 küsür ayet dururken bunlarla ilgilenmeyip, ben müslümanım, Kur’an’a inanıyorum kesin olarak Allah kelamıdır demekle inanmış olunmayıp, farklı farklı Kur’an meallerini kıyaslamak suretiyle, derin derin araştırıp inclemek,uzun uzadıya okuyup tefekkür etmek gerekmektedir.

Kim Rahmân’ın zikrinden/öğüdünden yüz çevirirse, ona bir şeytan salarız; o, onun yoldaşı olur. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar. Ama onlar hâlâ kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.(43 Zuhruf/36-37)

Soruların Kur’an’dan sorulacağı İmtihan günü için,Kur’an’a yüz çevirip,Kur’an dışında ne kadar söz varsa onlarla vakit harcandığı, onlarla Allah’a kul olma telaşında koşuşturmayla bir imtihan hazırlığı akıllara zarar bir gaflettir.

Muhakkak ki din gününün büyük duruşmasında, Kur’an’dan sorumlu tutulup, ondan çıkacak sorularla hesaba çekileceksiniz (43 Zuhruf/44)

O onu demiş, bu bunu demiş, şu kafir, bu müşrik, şu münkir, vay canına öylemiymiş “ben dosdoğru yoldayım” gibi, iblisin nefislere fısıldayışını hissedememenin sadece bir örneğidir.

Geçmişin bir gün kadar kısa olduğu, herkesin kendi tecrübeleriyle hissedebildiği zamanın hızlı akıp, yaşamın çok kısa olduğu bu dünya hissedilebilir oranda aldatıcıdır.

Hayır. Doğrusu siz peşin olan dünyayı seviyorsunuz.(75/Kıyame/20)

İMAMLIK PEYGAMBER VEKİLLİĞİDİR

“İmamın dediğini yap gittiği yoldan gitme” sözü, halk arasında sıkça kullanılan son derece kötü bir sözdür.
 
Topluma en yakın din alimleri, halk ile sık sık birlikte olan, toplumla iç içe yaşayan camii imamlarıdır.İmamlık bir rızık kapısı, bir geçim vesilesi değil, peygamber vekilliğidir.
 
İmamlar diyanetin imtihanında değil, Allah’ın imtihanındadır.
 
İmamların kulluk sınavı çok özel olmakla beraber, aynı ölçüde ağır olup, kendi imtihanlarının ağır sorumluluk bilinciyle, diyanetin kölesi olmaktan çıkıp, Allah’a kul olmayı ön planda tutarak, orjinali Kur’an merkezli ve son derece berrak olan dinin içine karışan, dini bulanık bir hale getiren sonradan uydurulmuş hurafe/bidatların oluşturduğu din algısındaki derin çatlağı kapatmak için kendilerine bir misyon biçmelidirler.
 
İmamlar, halka dini tebliğ etme konusunda, halkın dini yaşantısına yön verme konumunda olmaları nedeniyle, dini konularda donanımlı olmak durumundadır.
 
Bunun için gece gündüz demeden, Kur’an üzerinde derin araştırmalar yaparak, bireysel tefekkürlerini yoğunlaştırıp üst düzeye çıkarmak suretiyle, önce kendi toplumsal yaşamlarını Kur’an üzere bina edip, toplumun her alanında yaşantılarına dikkat edip örnek olmalıdırlar.
 
Cumhurun kendilerine sorduğu dini soruların büyük çoğunluğuna ayetle cevap verebilmeli, Kur’an’ı sürekli gündemde tutup, topluma ”Kur’an’ı anlayarak okumalarını” tavsiye etmeli, toplumu vahiysel bir yörüngeye oturtmaya çalışmalıdırlar.
 
 

GEÇİM SIKINTISI İMTİHANI

Bir müslüman rızkının endişesiyle tedirgin bir şekilde yaşıyorsa, üstelik bu müslüman beş vakit namaz kılan bir insan ise, durum daha da vahim olup namazının içi bomboştur.

Rızık Allahtandır denildiğinde renkten renge, şekilden şekile girmek suretiyle rahatsızlanarak otomatik olarak savunmaya geçip, o zaman git evde otur diyen bir müslüman, Allah’a yeterince güvenemiyor yada güvendiğini sanıyordur.

Şeytan sizi fakirlikle korkutup çirkin çirkin şeylere teşvik eder. Allah da lütfundan ve bağışlamasından birtakım vaatlerde bulunuyor. Allah’ın lütfu geniştir. O herşeyi bilendir. 2.Sure/Bakara/268

Hakikatte bir günlük süreden ibaret olan dünyada, maddi anlamda zengin, varlıklı insanlara bakıp, içinde lüks ve konforu barındıran maddesel yaşantılarını kendi hayatıyla kıyaslama yapmak suretiyle onları  kıskanmak, onların da maddi zenginlikle imtihan edildiğinden gafil olmak, farkında olmadan onların imtihanına itiraz etmek anlamına gelir.

Allah, kullarından dilediğine bol rızık verir, dilediğine de kısar. Allah her şeyi bilir. 29.Sure/Ankebut/62.Ayet

Dünyaya sadece evinin mutfağından bakan bir insanın bakış açısı; geçim sıkıntısının bir sınav olduğunu, buna sabretmesi gerektiğini, bundan daha önemli sorunların da bulunduğunu, kendisinin bir de manevi bedeni olduğunu farkedip, asıl amacının bunu besleyip olgunlaştırmak olduğunu düşünemez.

Halbuki dünyaya sokaklardan bakabilse, kendisinden çok daha muhtaç insanların da olduğunu düşünüp, imtihanının o kadar da ağır olmadığını anlayarak, “şakir”lerden olup mutlu olacaktır.

Hayır. Doğrusu siz peşin olanı, dünyayı seviyorsunuz.75.Sure/Kıyame/20.Ayet.