TEVHİDİ NAMAZ

allahŞüphesiz ki ben Allah’ım; benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et, ”beni anmak için” namaz kıl! (20/14)

Namaz gibi, tefekkürün zirve yaptığı üst düzey bir ibadette dahi, Allah’ın tek başına anılmasına tahammül edemiyorsak, ters giden bir şeyler var demektir.

Dinin tek sahibinin Allah olduğunu kavrayamazsak, hakikati, tevhidsel bilince dayalı kulluk misyonunu anlayamaz, Alemlerin Rabbini layıkıyla anıp, O’nu layıkıyla yüceltemeyiz…

Namaz kılarken; Kıyamda, rükuda, secdede Allah’ı anıp, teşehhüd oturuşlarında peygamberler,salih kullar, daha doğrusu beşeri hayat sahipleri anılabilir mi?

20/14 Taha suresi 14 ayete göre namaz, sadece Allah’ı anmak içindir, dünyevi bir atmosfere ait değildir, Allah ile buluşma, O’nunla gönülden konuşma, O’na hesap verme, din gününün provası, büyük duruşmanın minimize edilmiş halidir…

Reklamlar

DOSDOĞRU NAMAZ

Namazın nafileleri farzlarından daha çok olması, acaba namazın blinçli bir şekilde kılınmasına engel olup, farzların sihhatini tehdit eder mi?

Bazı müslümanların, orjinal namazdan uzaklaşmasıyla, namaz kılıp yalan söyleyen,gıybet ve iftira eden, içki içen, faiz yiyen v.s v.s v.s müslümanların toplumsal yaşamlarını örnek gösterip malzeme yaparak,

Ben namaz kılmıyorum ama, benim kalbim namaz kılanlardan daha temiz diyen ”tatlı su müslümanları” nın namazı hafife aldığı, hatta bazı ”yeni nesil mezheb” mensubu gençlerin, namaz Kur’an’ın bir emri değildir demelerine sebep olmuştur.

Orjinal ruhu sönen, cansuyu çekilip içi boşalan namaz, artık tek kelime halinde anılamaz bir hale gelmiştir ki, açıklama yapmak suretiyle, ” Dosdoğru namaz kılmak” diye tabir edilmek zorunda kalınmıştır.

Öncelik farzların dosdoğru kılınmasıdır ki, farzlar Allah’ın kesin emridir…

Namaz zikirlerinin bilinçli okunması gerekli midir? Nisa 43. ayetin ilk cümlesinden ne anlıyoruz?

Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayınız.( 4/43)

Rabbimiz bu ayette, namazda okunulan sure ve duaların anlamını bilerek anlayarak, derin derin düşünerek okuyup idrak etmemiz gerektiğini bildiriyor.Allah rasulü ve ashabın anadili arapça olduğu için sure ve duaların anlamını bilerek okuyordu.

Namazda okunulan sure ve duaların anlamını anlayarak okumak, sakal bırakmak,sarık sarıp cübbe giymek, misvak kullanmak ve diğer tüm sünnetlerden daha önemlidir.

Namaz direkt Allah’a yapılan bir tapınmadır.Allah’ı anmak içindir, dünyevi bir atmosfere ait değildir, Allah ile buluşma, O’nunla gönülden konuşma, O’na hesap verme, din gününün provası, büyük duruşmanın minimize edilmiş halidir…

Oyun ve eğlence değildir…Durum son derece ciddidir!!!!

 

YENİ BİR MEZHEB Mİ?

İslamın yoksulu, yetimi, zayıfı, mazlumu gözeten, destek, adalet ve genel barış üzerine kurulu iyilik ve güzelliklerini alıp, yüce yaratıcıya şükür ve acziyet ifade eden bireysel ibadetleri gereksiz görüp, “Allah’ın bizim ibadetlerimize ne ihtiyacı var” diyen yeni bir din anlayışı, yeni bir “mezhep” türedi.

İyi de kardeşim bu ibadetlere Allah’ın ihtiyacı olmadığını bilmeyen yok ki, bilakis; bu ibadetler insan ile yaratıcı arasında elektriksel bağ kuran, insanın kendi ihtiyacı olan, manevi mineral ve vitaminlerden oluşan ruhsal gıdalardır.

Bu ibadetlerin uygulanışı bazılarına zor geldiği bilinen bir gerçektir.Neden kılıf uydurmaya çalışıyorsunuz? Bu ibadetler bize ağır geliyor, nefsimize zor geliyor diyemiyor musunuz?

Türkiye’de, kendisini islamın temsilcisi zanneden alimlerin grubuna, son yıllarda iki kişi daha eklendi. Bu zatlar aynı zamanda, arap dil bilimcilerin, arap dili ve edebiyatının sözlüklerinde bile yer almayan arapçayla, Kur’an’ı anlama ve anlatma yarışına girdiler.

Buna bağlı olarak henüz ismi konulmamış,ileride ne olacağı belli olmayan , yeni bir mezheb de otomatik olarak oluşmaya başladı.Şimdilik iki imamı olan bu mezhebin mensupları,beyinlerini bu iki imama tamamen olmasa da kısmen teslim etmiş durumdadır.

Bu mezheb mensupları kendilerini Kur’an’cı olarak tanımlasalarda, en çok savundukları, İbrahim (A.S) bugüne kadar kılınmakta olan, abdest,günün 5 vakti de dahil, kıyamından rükusuna kadar,secdesinden namazda ne anılacağına kadar açıklayan Kur’an ayetleri olduğu halde, ”namaz” ı sonradan uydurma bir hurafe olduğu inancını benimsemeleridir.

Bu arkadaşlardan bazıları, bazen öyle haddi aşıyor,öyle gözleri dönüyor ki,hiçbir mezhebe tabi olmayan Kur’an talebelerine bile, namaz kılıyor diye tekfir ederek ”sünni müşrik”ifadesini bile kullanabiliyor.Kur’an ayetleri, hem maddi, hem de ruhsal bedeni terbiye edip sevimli hale getirdiğini bildiğimizden bu olayları endişeyle takip ediyoruz.

NAMAZ 1

Namazın Kur’an’dan tahliye edilmek istenmesi, acaba günümüzde kılınan namazın içi boş olup, dolayısıyla ruhsal bedeni terbiye edememesi midir ? Özellikle, kandil,ramazan geceleri,cuma ve bayram namazları neden mahşeri bir kalabalığa dönüşür? Bütün bunların Kur’an’ın ölülere okunan bir kitap olarak kenara atılmasıyla bir bağlantısı olabilir mi?

Ölülere okununan bir kitapta yer alan, fatiha ve ihlas surelerini namazda da ölü gibi okunması, apar topar rukuya secdeye gidilmesi, bir saniyede 3 defa ”Subhanı Rabbiyel Ala” diyerek roket gibi kıyama kalkılması gibi,

Ramazan gecelerinin, iki kelimeyi bir saniyede okumak suretiyle ”jet imam” ünvanı alan kişilerin, peşlerinden kitleleri koşturması, bazı camilerde bunun tam tersi olan, her rekatta bir sayfa okuyarak ”hatimle kıldırma” modeli uygulanması (örnekleri çoğaltılabilir)

Televizyon dizilerinin reklam araları yada futbol maçlarının devre araları, namaz kılmak için en uygun zaman olarak belirlenmesi, namazın adeta kılınıp kurutulunması gereken bir eyleme dönüşmesi, namazın artık, ölülerin kıldığı, içi boşaltılmış ortada sadece iskeleti kalan, eski bir gelenek olma izlenimini vermesi? Buraya kadar anlatılan namazın tam tersini icra edenleri tenzih ederim.

Yukarıdaki namazın sosyal yaşama yansıması;
Yüzü bile kızarmadan yalan söylemek, gıybet dedikodu, iftira, fuhuş,alkol, faiz, kıskançlık,haset, insanların kuyusunu kazmak, büyü muska yapmak yada yaptırmak,kin gütmek,ihaleye fesat karıştırmak,trafik kazaları (örnekleri daha da çoğaltılabilir)

Namazın mı Kur’an’dan tahliye edilmesi gerekir? Kur’anın mı namaza doldurulması gerekir? ”Yapmak mı zordur, yıkmak mı kolay”?

”Arş”ın şifreleriyle blokelenmiş ”vahiy” sistemi mealle de olsa herhangi bir tahliyeden münezzehtir.Aksine tahliye edendir.

Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı dosdoğru kıl! Çünkü namaz, yüz kızartıcı şeylerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük ibadettir. Allah ne yaptığınızı bilir. ( Ankebut 45)

NAMAZ BOYNUMUZUN BORCU DEĞİLDİR!

Allah’a sevgiyle, aşkla, muhabbetle kılınan namaz, zamanında kılınan namazdır. Ateş korkusuyla kılınan namaz, televizyon dizilerinin reklam aralarına, futbol maçlarının devre aralarına sıkıştırılan namazdır.

Namaz boynumuzun borcu değildir!

Bu, çok basit bir ifade olup, abesle iştigaldir. Canlılar arasında düşünme kapasitesı, diğer canlılarla kıyaslanma bile yapılamayacak kadar üst düzeyde olan insan, tüm varlığını Alemlerin Rabbi’ ne borçludur!

Namaz; en doğrusu kılınması durumunda, manevi gıda takviyesi, ruhsal bedene koruma kalkanı, bulanık yürekleri berraklaştıran bir ilahi besin kaynağıdır.

Namaz, taş kalpleri islah eden, merhametlilerin en merhametlisine yapılan bir saygı duruşu olup, bir damla merhamet bulaşmasına vesile olan bir ibadettir.

Ancak dosdoğru kılındığında!

Namaz, varlığını borçlu olduğu Allah’ a yapılan bir anma, bir hatırlama, günün belli zamanlarında Allah’a saygı duruşunda bulunup, hesap gününün mini bir provası olarak Allah’a ifade vermektir.

Ancak dosdoğru kılındığında!

NAMAZ ÜZERİNE

Hakkı Yılmaz ve bağlılarına, duru saf ve berrak bir niyetle sadece Allah’ı anmak ve dua niteliği taşıyan namazı anlatmakta güçlük çekmemizin iki ana nedeni var.Birincisi günümüzdeki namazın, 15 asırlık bir sürecin vermiş olduğu dezenfermasyonun etkisiyle, namazın ruhsal bedenleri islah etmemesi, diğeri de , tıpkı maddesel bedenin ihtiyacı olan yemek yeme yöntemi gibi, ruhsal bedenin ihtiyacı olan, son derece yüksek değerlere sahip mineral ve vitaminlerin “merkez üssü” olan namazın detay detay Kur’an’da yazmıyor olmasıdır.

O zaman biri dese ki; Kur’an’da sadece rızıktan bahsediliyor, bitkilerden sebzelerden,meyvelerden, hayvansal gıdalardan bahsediliyor ama nasıl yiyeceğimiz en ince ayrıntılarına kadar anlatılmıyor, yemek yemeyelim bu Kur’an’da geçmiyor, bu ne kadar abesle iştigalse namaz da öyledir.

Bu kardeşlerimiz o kadar uçuk fikirlere ulaştılar ki, gruplarda ve forumlarda “namaz yoktur” konu başlıklarıyla tartışma başlatıp kendilerine yandaş aramaya bile başladılar.Bu arkadaşlar ya dosdoğru namazı orjinal usulüyle bilmedikleri için namazdan sıkılıp bıkanlardan, ya da hiç namaz kılmayanlardan oluşuyor.

Hepimizin kulağına aşina olan bip deyim vardır, bazı şeyler anlatılmaz yaşanır.Bunu anlatabilmek için tek geçilen bir Nasreddin hoca fıkrası vardır.Nasreddin hoca birgün attan düşmüş, komşuları doktor çağırmaya giderken hoca arkalarından seslenmiş; Getireceğiniz doktor mümkünse daha önce “attan düşen” bir doktor olsun ki, benim derdimden anlayabilsin…

Namaz kılmak ile “namazı dosdoğru kılma” arasındaki fark, taklit ile “tetkik ve tahkik” arasındaki fark kadardır.

Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı dosdoğru kıl! Çünkü namaz, yüz kızartıcı şeylerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük ibadettir. Allah ne yaptığınızı bilir. ( Ankebut 45)

SALAT TARTIŞMASI

Rabbimiz, Ahzab suresi 56. ayetinde; ”Allah ve melekleri peygambere destek oluyorlar. Ey iman edenler! Siz de peygambere destek olunuz, ona yürekten bağlılığınızı ifade ediniz” buyuruyor.

Kur’an’da salat, salat fiili ve salat kökünden türeyen fillerle beraber olarak, genel mana itibariyle, “dua” veya “desteklemek” anlamında kullanılmak üzere, farklı cümlelerde, farklı konularda, yaklaşık yüz otuz yerde geçmektedir.

Allah peygamberlerine destek olduğu gibi, mümin kullarına da destek olmaktadır.

Müminlerin, kendi ruhsal ve maddesel bedeniyle Allah’a yönelip, O’ndan diğer insanlara karşı cesaret, merhamet, her türlü iyilik, yardım ve destekte bulunabilmenin, her türlü kötülüklerden, yüz kızartıcı eylemlerden uzaklaşma anlamında Allah’tan yardım ve destek dileyerek bir nevi kendi kendini disiplin altına almasını sağlayan, “salat” kümesinin ”merkez üssü” olan, ”Namaz” dır.

Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı dosdoğru kıl! Çünkü namaz, yüz kızartıcı şeylerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük ibadettir. Allah ne yaptığınızı bilir.(Ankebut:45)

Onlar, gayba inanırlar, namazı hakkıyla dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiklerimizden Allah yolunda harcarlar. (Bakara:3)

Namaz, eğer dosdoğru kılınırsa kişiyi, salat’ın tüm açılımlarıyla meşgul eden, en doğrusunu yapabilme enerjisi veren, sürekli Allah ile beraber olabilme imkanını sağlayan bir ibadettir. Bakara suresi 3. ayetten anlaşılacağı üzere, dosdoğru namaz kılanlar, rızıklarının Allah’dan geldiği bilinciyle, Allah yolunda harcarlar.

Namazı dosdoğru kılmadığı için ruhsal bedene verdiği enerjiyi farkedemeyen, namazı kendine yük olarak gören, kendini zorlayarak namaz kılan, namazın kılınıp kurtulunması gereken bir ibadet olarak görenler, namazı sevmedikleri için namazın gereksiz olduğunu idda edip, ancak kesin olarak emin olamadığı için de kendine taraftar arayanlar, namazı severek kılmayı denemeleri gerekir ki, zaten severek yapılması durumunda ruhu besleyip doyurur.