DOSDOĞRU NAMAZ

Namazın nafileleri farzlarından daha çok olması, acaba namazın blinçli bir şekilde kılınmasına engel olup, farzların sihhatini tehdit eder mi?

Bazı müslümanların, orjinal namazdan uzaklaşmasıyla, namaz kılıp yalan söyleyen,gıybet ve iftira eden, içki içen, faiz yiyen v.s v.s v.s müslümanların toplumsal yaşamlarını örnek gösterip malzeme yaparak,

Ben namaz kılmıyorum ama, benim kalbim namaz kılanlardan daha temiz diyen ”tatlı su müslümanları” nın namazı hafife aldığı, hatta bazı ”yeni nesil mezheb” mensubu gençlerin, namaz Kur’an’ın bir emri değildir demelerine sebep olmuştur.

Orjinal ruhu sönen, cansuyu çekilip içi boşalan namaz, artık tek kelime halinde anılamaz bir hale gelmiştir ki, açıklama yapmak suretiyle, ” Dosdoğru namaz kılmak” diye tabir edilmek zorunda kalınmıştır.

Öncelik farzların dosdoğru kılınmasıdır ki, farzlar Allah’ın kesin emridir…

Namaz zikirlerinin bilinçli okunması gerekli midir? Nisa 43. ayetin ilk cümlesinden ne anlıyoruz?

Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayınız.( 4/43)

Rabbimiz bu ayette, namazda okunulan sure ve duaların anlamını bilerek anlayarak, derin derin düşünerek okuyup idrak etmemiz gerektiğini bildiriyor.Allah rasulü ve ashabın anadili arapça olduğu için sure ve duaların anlamını bilerek okuyordu.

Namazda okunulan sure ve duaların anlamını anlayarak okumak, sakal bırakmak,sarık sarıp cübbe giymek, misvak kullanmak ve diğer tüm sünnetlerden daha önemlidir.

Namaz direkt Allah’a yapılan bir tapınmadır.Allah’ı anmak içindir, dünyevi bir atmosfere ait değildir, Allah ile buluşma, O’nunla gönülden konuşma, O’na hesap verme, din gününün provası, büyük duruşmanın minimize edilmiş halidir…

Oyun ve eğlence değildir…Durum son derece ciddidir!!!!

 

Reklamlar

NAMAZ 2

Bir önceki yazımızda, namazın Kur’an’dan neden tahliye edilmek isteniyor’un cevabını bulmaya çalışmıştık.Günümüzde kılınan namazın, ne kadar büyük bir dezenfermasyona uğradığını, içinin ne kadar boşaltılıp, mana ve önemini ne kadar yitirip, sadece kas hareketleriye yapılan bir sporu andırdığını açıklamaya çalışarak, dosdoğru kılanları da tenzih etmiştik.

Namazın maksadı nedir? Namaz asla; Ateşten korkup, yanmamak için yapılacak bir dua/tesbih değildir. Zaten yüksek rakamlarla ifade ederek, örneğin bir vakit namaz kılmayanın 80 sene ateşte yanacağı söylentileri, Kur’ani bir referansa dayanmamaktadır.

Bunları kurgulayanlar, namazın maksadını öğreteceklerine, içi boş olan bir namazı korkutarak kıldırmaya çalışmak suretiyle, buna da mukabil olarak, Allah’ın korkulacak tarafını abartarak, sevilecek tarafını düşürüp, Allah’ın sevilecek tarafını da peygambere ilave ederek, hem Allah’ın asla affetmeyeceğini vadettiği ”şirk” e kapı açıp hem de, hakkında 40 küsür ayetle apaçık bir konu olmasına rağmen, tamamen uydurma hadislerle destekleyerek Kur’an’a zıt bir ”Şefaat” kavramı ortaya çıkarmışlardır.Konu konuyu açtı bu arada, netice itibariyle; asıl namazı, peygamberi namazı, ileri derecede dezenfermo edip içini boşaltmışlardır..Asıl onlar kaç sene yanacak, onu hiç düşünmemişler.

İnsan bedeni, ”maddesel ve ruhsal” beden olmak üzere iki tanedir. İnsanın maddesel bedeni nasıl ki ”maddesel gıdalara” muhtaç olarak yaratılmışsa, aynı şekilde ruhsal bedeni de ”ruhsal gıdalara” muhtaç olarak yaratılmıştır.Namaz asla bir amaç değildir.Bilakis, araç olup, asıl gaye olan insanın insan olduğunu bilmesine anlamasına yol açan, sosyal yaşamın içerisinde, kendisine vazifeler çıkarabilen bir kişilik olmasına yarayacak, insanlara güleryüzlü, Rabbimizin dediği gibi yeryüzünde vakarla yürüyen, trafikte araba kullanırken gayet sabırlı, ihtiyaç sahiplerine, yoksullara yardım ve destekte bulunabilme vicdanını kendisinde bulabilme imkanı sağlayan bir destekleme sistemidir.

Namaz, ruhsal bedenin ihtiyacı olan, değerleri son derece yüksek, mineral ve vitaminlerden oluşan ruhsal bir gıdadır.Ancak dosdoğru kılındığında.Namaz nasıl dosdoğru kılınır? Namazın günümüzdeki fiziki hareketleri gayet kurumsal bir disiplin üzerinedir.Bundan anlaşılacağı Allah Rasulünden beri, bariz bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar geldiği anlaşılmaktadır. Öncelikle kişi, namazın başından sonuna kadar ne dediğini bilerek kılmaya çalışmalıdır.Bunları öğrenmek son derece kolay olup, repertuarında en az on şarkı/türkü olan sıradan bir insanın kolaylıkla ezberleyeceği ,sunhaneke duası,fatiha suresi,ihlas suresi ve diğer kısa tesbihlerin anlamlarıdır.Fatiha suresinin anlamına en uygun ihlas suresidir.İkisi beraber gayet şık durmaktadır.Her zaman bu iki sure okunmalıdır.

”Din günü”nün sahibine yönelip, adeta küçük bir ”din günü” duruşması provası yapan mümin, organizmanın kurmayları olan kalp ve komutanı beyin arasında muteşem bir ikili ekip çalışmasıyla, organizmanın tüm hücreleriyle beraber, Rabbin huzurunda ifade vermeye çalışmaktadır.

Tekbir ile başlayıp ”Sübhaneke” duasıyla Rabbi selamlayıp, Fatiha’nın başlangıç ayetleriyle ile Allah’ı övgülerle anıp,ortalarına doğru duaya dönüşürek Rahman’dan yardım dileyerek bitirilirken, organizmanın halden hale girdiğini farkeder.Ardından, De ki; Allah birdir, O hiçbir şeye muhtaç değildir,bilakis herşey ona muhtaçtır (Allahüs Samed) derken yüz trilyon hücrenin yerinden hopladığını hisseder.Tamamen anlamlara odaklanarak baştan sona bu hislerle kılınan namaz, insanı yüzde yüz değiştirdiği kesin kanıtlanmış olup, hayatında yeni bir dönem açılmış olur.

Günde bir vakit kılınarak başlanmalıdır.Zaten zamanla ruhsal beden doymayacaktır.Kendiliğinden artacaktır.

NAMAZ ÜZERİNE ÖNEMLİ DETAYLAR

duru saf ve berrak bir niyetle sadece Allah’ı anmak ve dua niteliği taşıyan namazı anlatmakta güçlük çekmemizin iki ana nedeni var.Birincisi günümüzdeki namazın, 15 asırlık bir sürecin vermiş olduğu dezenfermasyonun etkisiyle, namazın ruhsal bedenleri islah etmemesi, diğeri de , tıpkı maddesel bedenin ihtiyacı olan yemek yeme yöntemi gibi, ruhsal bedenin ihtiyacı olan, son derece yüksek değerlere sahip mineral ve vitaminlerin “merkez üssü” olan namazın detay detay Kur’an’da yazmıyor olmasıdır.

O zaman biri dese ki; Kur’an’da sadece rızıktan bahsediliyor, bitkilerden sebzelerden,meyvelerden, hayvansal gıdalardan bahsediliyor ama nasıl yiyeceğimiz en ince ayrıntılarına kadar anlatılmıyor, yemek yemeyelim bu Kur’an’da geçmiyor, bu ne kadar abesle iştigalse namaz da öyledir.

Bu kardeşlerimiz o kadar uçuk fikirlere ulaştılar ki, gruplarda ve forumlarda “namaz yoktur” konu başlıklarıyla tartışma başlatıp kendilerine yandaş aramaya bile başladılar.Bu arkadaşlar ya dosdoğru namazı orjinal usulüyle bilmedikleri için namazdan sıkılıp bıkanlardan, ya da hiç namaz kılmayanlardan oluşuyor.

Hepimizin kulağına aşina olan bip deyim vardır, bazı şeyler anlatılmaz yaşanır.Bunu anlatabilmek için tek geçilen bir Nasreddin hoca fıkrası vardır.Nasreddin hoca birgün attan düşmüş, komşuları doktor çağırmaya giderken hoca arkalarından seslenmiş; Getireceğiniz doktor mümkünse daha önce “attan düşen” bir doktor olsun ki, benim derdimden anlayabilsin…

Namaz kılmak ile “namazı dosdoğru kılma” arasındaki fark, taklit ile “tetkik ve tahkik” arasındaki fark kadardır.

Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı dosdoğru kıl! Çünkü namaz, yüz kızartıcı şeylerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük ibadettir. Allah ne yaptığınızı bilir. ( Ankebut 45)